Klozet Neden Su Sıçratır? – Bir Hikaye Üzerine Düşüncelerim
—
O Anı Hatırlıyorum: Bir Klozet ve Bir Hayal Kırıklığı
Kayseri’nin o kasvetli sabahlarından birinde, uyandım. Gözlerim yeni açılmasına rağmen, sabahın bu saati bile bana derin bir yorgunluk hissi veriyordu. Yatakta bir süre öylece sırt üstü yatıp, zihnimi boşaltmaya çalıştım. Gözlerim tavandaki sararmış duvarda odaklanırken, birden bir düşünce aklıma geldi: Klozet neden su sıçratır? Evet, saçma bir soru gibi gelebilir ama o anın getirdiği yorgunlukla kafamda böyle bir soru oluştu. Yine de, zihnimi meşgul eden başka bir düşünce yoktu ve bu soru, bir şekilde beni daha da içine çekti.
İlk başta saçma buldum, sonra düşündüm… Neden su sıçratır? Hangi koşullarda, neden o kadar çok su etrafa dağılır ki? Hangi açıyı ve nasıl bir hızla kullandığınızda su her yere sıçrar? Bu kadar küçük bir olayın, aslında arkasında büyük bir anlam taşıması mümkün mü?
—
Hayal Kırıklığının Su Sıçratma Hissiyle Bağlantısı
Biraz düşününce, aslında bu kadar basit bir olayın duygusal bir anlam taşıması bana tuhaf gelmeye başlamadı. Çünkü aslında, klozetin sıçrattığı suyu izlerken, hayatın bir yansıması gibi hissediyordum. Her şeyin mükemmel olmasını bekliyorsunuz, ama bir anda su her yere yayılıyor, her şey dağılabiliyor. Klozetin su sıçratmasının bana hissettirdiği duygular, zaman zaman hayatın da neden böyle olduğunu düşündürttü.
O sabah, hala gözüme batmayan, fakat zihinimde yankı yapan bir hayal kırıklığı vardı. Üniversitedeki son sınavımı geçtiğimde, heyecandan ellerim titremişti. O günün sabahında da benzer bir duyguyu yaşıyordum. Başarmıştım, ama o başarıyı yaşadıkça, neden hala içimde eksik bir şeyler olduğunu düşünüyordum. Klozetin su sıçratması gibi, her şey çok düzenli giderken bir anda her şeyin dağılması duygusu beni tutsak almıştı.
—
İlk Okuduğum Günlükteki “Sıçramış” Anı
Gençliğimi hatırlıyorum. O zamanlar, 18 yaşında bir çocukken yazdığım ilk günlüklerim vardı. Hani, o dönemin en büyük amacı daha iyi bir insan olabilmekti. Kayseri’nin karla kaplı sokaklarında yürürken, kendi içimdeki bozuklukları yazmaya başladım. Klozetin sıçrattığı su gibi, içimde birikmiş duygularımı boşaltmanın yolu da günlük yazmaktı.
O zamanlar, okuldan sonra evde yemek yapmaya çalışırken bir yandan da suyun klozetin etrafına sıçradığını fark ederdim. O kadar umutsuz hissederdim ki, bu kadar küçük şeyler bile bana büyük anlamlar taşıyordu. Biraz gülünç, değil mi? Ama düşündükçe, her şeyin bir şekilde sıçradığını, her planın ve her beklentinin bazen hiç beklenmedik bir şekilde dağılacağını fark ettim.
Hayatımı düzene sokmak için bir plan yaparken, her şeyin nasıl bıçak gibi kesiliverdiğini gördüm. Klozetin sıçrattığı su, küçük bir eksiklik ve belki de gözden kaçırılan bir şeyin aniden büyüyüp her tarafı kirletmesi gibiydi. Belki de hayatta da böyleydi. Bir plan kuruyorsunuz, beklentiniz o kadar yüksek ki, bir şeyin doğru gitmemesi size hayal kırıklığı olarak geri dönüyor.
—
Klozetin Su Sıçratması ve Küçük Hayal Kırıklıkları
İnsanın en çok üzüldüğü şeylerden biri, bence küçük hayal kırıklıkları. Büyük şeyler hakkında üzülmek belki de daha kolay. Çünkü büyük hayal kırıklıklarıyla başa çıkabilmek için insanın zamanla “önceden tahmin edebileceği” duyguları vardır. Ama küçük şeyler işin içindeyse, yani başınızı soktuğunuz evin klozetinden sıçrayan bir su parçası gibi bir olay varsa, o zaman insanın içinde bir düzensizlik, bir karmaşa başlar.
Söylemek kolay olabilir, ama o sabah başıma gelen şey bana çok öğreticiydi. Klozet neden su sıçratır? Şu an cevabı bulamıyorum, belki de cevabı zaten bende bulmam gerekmiyordur. Her şeyin tam olmaması, bazen hayatta yaşanması gereken bir şeydir. Çünkü her şeyi kontrol edebilmek, bir anlamda hayatın sırlarını kaçırmak olurdu.
O gün sabah klozetin sıçrattığı suları silerken, hayatımın da küçük bir yansımasını izliyordum. Küçük kırıklıklar, büyük beklentiler, ama aynı zamanda o anın farkında olabilmek, kaybolmadan ilerleyebilmek…
—
Sıçrayan Suyun Arkasında Saklı Duygular
Klozetin sıçrattığı suyu sildikçe, sabahın güneş ışığı daha bir anlamlı gelmeye başladı. Belki de bu kadar küçük olayların arkasındaki büyük anlamları görmek, insanın duygusal olarak büyümesinin bir parçasıdır. Küçük hayal kırıklıkları, anlık başarısızlıklar… Bunlar hep içimizde bir yerlerde sıkışan duyguların dışa vurumu gibidir.
İçimdeki bu duygusal karmaşa, bana her zaman küçük şeylerin çok değerli olduğunu hatırlatıyor. Klozetin sıçrattığı su, evet, başlangıçta bir sinir kaynağıydı, ama sonunda bana hayatın kaçırılan küçük anları olduğunu gösterdi. Su her yere sıçrarken, aslında bir şeyin hayatımda nasıl dağılabileceğini daha iyi anlamaya başladım. Bu anlık hayal kırıklığı, belki de ruhumu daha güçlü bir şekilde inşa edebilmek için bir fırsattı.
—
Sonuç: Su Sıçratmanın Arkasında Anlam
O gün, sabah gözlerimi açtım ve yaşamın, en küçük şeylerden bile ne kadar büyük anlamlar taşıyabileceğini fark ettim. Klozetin su sıçratması bana hayatın küçük düzensizliklerini, kırılmalarını ve bazen mükemmelliğin kaybolan anlarını hatırlattı. Ama aynı zamanda, bu küçük anlar birer fırsat. Hayatın düzenini, bazen bu küçük hayal kırıklıklarıyla öğreniyoruz.
Evet, su sıçrattı. Ama belki de o su, dağılmamız gereken yerlerde dağılmamız gerektiğini, kalmamız gereken yerlerde ise kalmamız gerektiğini öğretiyor. Kim bilir, belki de her şeyin tam olduğu zaman, gerçekten hiçbir şeyin anlamı yoktur.