İçeriğe geç

Katarina kimdir ?

Katarina kimdir?

Merhaba arkadaşlar! Bu içerikte “Katarina kimdir” ile ilgili en güncel bilgileri sizlerle paylaşacağız.

İzmir’de akşam saatlerinde Kordon’a inip rüzgârla birlikte “hayat neden böyle ya” diye düşünen biriysen, bazı karakterler sana fazla tanıdık gelir. Hani bazı insanlar vardır, hiç tanımasan bile “bu kesin benim arkadaş grubunda vardı” dersin. İşte Katarina tam olarak öyle bir figür.

Katarina (League of Legends), ilk bakışta sadece bir oyun karakteri gibi görünür ama biraz kurcalayınca “bu kız kesin 2000’lerde Alsancak’ta yetişmiş olabilir” dedirten bir enerjisi vardır. Bıçaklar, hız, kaos ve bir türlü sakinleşmeyen bir zihin… Tanıdık geldi mi? Evet, benim iç sesim de aynı şeyi söyledi: “Bu kız bizden biri.”

Ama gel, işi ciddiye bağlamadan konuşalım. Çünkü Katarina kimdir? sorusunun tek bir cevabı yok. O biraz aksiyon, biraz dram, biraz da “ben bunu neden yaptım ya” pişmanlığıdır.

İzmir’de bir sokakta yaşasa Katarina ne yapardı?

Şimdi hayal et: Karşıyaka’da akşamüstü, martılar bağırıyor, biri scooter’la kaldırımdan uçuyor, ben de simit almışım yürüyordum.

Bir anda içimden bir ses:

“Abi Katarina burada olsa ne yapardı?”

Muhtemelen simidi alıp üç saniyede üç kişiyi alt ederdi.

Yanımdaki arkadaş:

— “Ne diyorsun yine kendi kendine?”

— “Katarina’yı düşünüyorum.”

— “Kim o ya, yeni sevgilin mi?”

— “Keşke öyle basit olsa…”

İşte Katarina kimdir? sorusu böyle başlıyor. Basit bir karakter sorusu gibi ama içi dolu dolu bir “kaos teorisi”.

Katarina’nın temel karakter yapısı

Katarina, hızlı düşünen, daha da hızlı hareket eden ve durmayı pek sevmeyen bir karakter. Yani bir nevi “içimdeki pazartesi sabahı panik hali”nin vücut bulmuş hâli.

Ama bunu romantize etmeyelim. Çünkü Katarina’nın dünyası biraz şöyle:

“Plan yaparım”

“Plan 3 saniye sonra bozulur”

“Sorun değil, improvise ederim”

“Yanlışlıkla 4 kişiyi alt ettim”

Bunu okurken bile beynim yoruldu, ama Katarina için bu normal salı günü.

Benim hayatımla Katarina’nın farkı

Ben İzmir’de 25 yaşında bir insanım. Günüm genelde şöyle geçiyor:

Sabah:

“Bugün çok verimli olacağım.”

Öğlen:

“Bir kahve içeyim, sonra başlarım.”

Akşam:

“Yarın kesin başlıyorum.”

Katarina ise aynı durumda olsa muhtemelen:

“Bugün 12 kişiyi alt edip işi çözerim, sonra dinlenirim.”

Aradaki farkı gördün mü? Ben erteleyerek, o hızlanarak yaşıyor.

Katarina kimdir? — Lore tarafı

Katarina, Noxus denen sert, disiplinli ve biraz “askeri lise + sokak dövüş kulübü” karışımı bir bölgede yetişmiş bir suikastçı. Ailesi de işin içinde, yani çocukluk travması “premium paket”.

Ama şunu düşün: Bizde biri sinirlenince ne yapıyor?

Twitter’a giriyor

Caps lock açıyor

Biraz söyleniyor

Katarina sinirlenince:

“Tamam, 6 kişiyi hızlıca halledip geliyorum.”

Böyle bir stres yönetimi bizim sistemde yok.

İç ses: Katarina ile empati kurma denemesi

Bir gün dedim ki:

“Ben de Katarina olabilirdim.”

İç sesim hemen cevap verdi:

“Sen geçen gün markette sıra beklerken 2 dakika dayanamayıp başka kasaya geçtin.”

Haklıydı.

Katarina olsaydım muhtemelen:

Kasada:

— “Sıradaki?”

— “Ben değil, o.”

Ve ben gitmiş olurum.

Katarina’nın oyun dünyasındaki yeri

Katarina sadece bir hikâye karakteri değil, aynı zamanda oyuncuların sinir sistemini test eden bir deney alanı gibi.

Onu oynayan biri genelde iki ruh haline girer:

1. “Ben bu oyunun tanrısıyım”

2. “Ben neden bu oyunu oynuyorum?”

Arası yok.

Ben bir kere denedim. Sonuç:

İlk 10 saniye: özgüven

20. saniye: karmaşa

30. saniye: “geri çekiliyorum”

İzmir’de sahilde yürürken bile bu kadar hızlı panik olmuyorum.

Katarina ve hız takıntısı

Katarina’nın olayı hız. Ama öyle “metroya yetişeyim” hızı değil. Bu “hayatın kodlarını kırıp 0.2 saniyede karar verme” hızı.

Benim hızım:

Düşünme: 5 dakika

Karar verme: 10 dakika

Pişman olma: 2 saniye

Katarina:

Düşünme: yok

Karar: anlık

Sonuç: kaos ama kontrol altında

İzmir gençliği ile Katarina arasında gizli bağ

Bunu söylemek belki garip ama İzmir’de büyüyen biri olarak şunu hissediyorum:

Katarina aslında bizim “içimizde yapmak isteyip yapamadığımız şeylerin” abartılı hâli.

Mesela:

Biz sinirlenince yürüyüp gideriz

Katarina sinirlenince sahneyi resetler

Biz “boşver ya” deriz

Katarina “boşver” demeden önce işi bitirir

Bir gün Kordon’da yürürken bunu düşündüm. Martılar bağırıyor, deniz kokusu var, insanlar kahkahalı.

İçimden biri dedi ki:

“Sen Katarina olsan şu an ne yapardın?”

Ben:

“Muhtemelen simit yerken aşırı düşünür, sonra hiçbir şey yapmadan eve dönerdim.”

Katarina’nın psikolojisi vs bizim günlük kaosumuz

Katarina’nın zihni sürekli hareket halinde. Bizimkisi de öyle ama daha çok:

“Bugün ne yiyeceğim?”

“Mesaj attı mı?”

“Neden attım o mesajı?”

Katarina’nın zihni ise:

“Hedef 1”

“Hedef 2”

“Hedef… tamam zaten bitti”

Bu kadar netlik bana biraz fazla düzenli geliyor. Benim beynim biraz “dağınık dosyalar masaüstü” sistemiyle çalışıyor.

Katarina kimdir? sorusunun gerçek cevabı

Aslında Katarina kimdir? sorusu teknik olarak bir karakter tanımıdır ama duygusal olarak şuna dönüşür:

Hızın temsilcisi

Kaosun estetik hali

Kontrolsüz gibi görünen ama aslında kontrollü bir yıkım

Ve en önemlisi:

Biraz “ben de böyle olabilirdim ama olmadım” hissi.

Kısa bir iç monolog

Bir gece İzmir’de evde oturuyorum. Klima çalışıyor, dışarıda rüzgâr var.

Kafamdan şu geçti:

“Eğer Katarina gerçek olsaydı, kahve içer miydi?”

Sonra kendim cevap verdim:

“Muhtemelen içerdi ama bardağı bile döndürerek içerdi.”

Sonra sustum.

Çünkü bazı düşünceler fazla gerçek geliyor.

Katarina’nın sembolik anlamı

Katarina sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda “tereddütsüzlük” fikrinin vücut bulmuş hali.

Biz genelde:

düşünüyoruz

erteliyoruz

tekrar düşünüyoruz

O ise:

yapıyor

Bu yüzden Katarina kimdir? sorusu biraz da şuna dönüşüyor:

“Ben neden bu kadar çok düşünüyorum?”

Gündelik hayata yansıması

Mesela markette:

Ben:

“Hangisini alsam acaba?”

Katarina:

(çoktan kasada)

Ben:

“Yanlış karar verirsem?”

Katarina:

“Karar yok, hareket var.”

Cusa okurlarıyla “Katarina kimdir” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

Son düşünce akışı

Katarina’yı anlamak aslında biraz kendini yanlış yerden yakalamak gibi. Hızlı, sert, kararlı… ama aynı zamanda kontrolsüz değil; sadece kontrolü başka bir seviyede.

İzmir’de rüzgârla yürürken bazen insan şunu düşünüyor:

“Ben neden bu kadar yavaşım?”

Sonra cevap geliyor:

“Çünkü sen Katarina değilsin.”

Ve bu aslında kötü bir şey değil. Çünkü herkesin kaosu farklı.

Benimki biraz daha içten, biraz daha dağınık. Katarina’nınki ise keskin, hızlı ve net.

Ama ikimiz de aynı noktada buluşuyoruz:

Hayatı anlamaya çalışıyoruz, sadece yöntemlerimiz farklı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
tulipbet güncel