TÜBİTAK 1001’DE KİMLER YÜRÜTÜCÜ OLABİLİR?
Hayal Kırıklığı, Heyecan ve Umut Dolu Bir Yolda…
—
Bir Umut, Bir Hedef
Kayseri’nin dağlarını, rüzgârını, o serin akşamlarını severim. Şehir sakin, ama içinde bir dinamizm barındırıyor. Ben de o dinamiğin bir parçası olmak istiyorum. 25 yaşımdayım ve her gün bir önceki günden daha fazla hayal kuruyorum. Tübitak 1001, akademik kariyerime yeni bir yön vermek, projelerimi gerçekleştirmek ve bilim dünyasına katkı sağlamak için bir fırsat gibi görünüyor. Ama bir yandan da bu yolda beni bekleyen belirsizlikler, umutlar ve hayal kırıklıkları var.
Düşünsenize, bir proje başlatmaya karar veriyorsunuz. Konunuz harika, ekibiniz sağlam, kaynaklarınız var ama bir eksik var: yürütücü olabilmek için gereken şartlar. Tübitak 1001 başvurusu yapmanın heyecanı, kaygıları ve sonunda kazandığınızda gelen mutluluğu… Ama önce o zorlu yolculuğa çıkmam gerekiyor.
—
Yürütücü Olmak İçin Gerekli Şartlar
Tübitak 1001, Türkiye’nin en prestijli bilimsel araştırma projelerinden biri. Ama her ödülün arkasında olduğu gibi, bu projede de belli kurallar var. Yürütücü olabilmek, her şeyden önce akademik bir geçmiş gerektiriyor. Birçok kez araştırdım, okudum ve düşündüm: “Acaba ben bu proje için uygun muyum?”
Yürütücü olabilmek için yüksek lisans ya da doktora yapmış olman gerektiği açık. Hani, bir gün beni bir proje lideri olarak görebilir miyim diye düşündüğümde, bu şüpheler hep zihnimde yankılandı. Kayseri’de çok az kişi bu şansı elde ediyor. Başka şehirlere gitmek, başka okullarda eğitim almak, derinlemesine araştırmalar yapmak için belli bir süre boyunca uzak kalmayı göze almak demek. Hem de tek bir adım atmak için.
—
O İlk Başvuru
Bir akşam, işte bu konuda kararımı verdim. O kadar çok yazı okudum ki, internetin derinliklerine daldım. Projemi yazmaya başladım, her bir satırda heyecanım arttı. Ama sonunda bir soru çıktı: “Benim bu projede yürütücü olmam, gerçekten mümkün mü?” O kadar zor bir soru ki bu, sanki her şey orada takılı kalacak gibi hissediyorum.
Projemin temelini atmak kolaydı. Ama iş yürütücülüğe gelince bir anda her şey devasa bir soruya dönüştü. Kayseri’de, biraz dar bir çevremde, “Yürütücü olmak için her şeyim var mı?” diye sordum kendime. O an aklımda iki seçenek vardı: Ya cesaretimi toplayıp başvuracaktım ya da bekleyecektim. Beklemek, bana göre hiçbir zaman çözüm olmamıştı.
Başvuru yapmak bir cesaret işiydi. Benim gibi duygusal ve biraz kararsız bir insan için, bu adım bir yola çıkmaktı. Heyecan, korku, belirsizlik karışmıştı içimde. Ama yine de başvuru dosyasını hazırladım. İşte bu kadar! Kendi yazdığım cümlelerde geleceğimi bulabileceğimi düşündüm.
—
Hayal Kırıklığı ve Gerçekle Yüzleşme
Bir hafta sonra sonuçları öğrendim. Zorlu bir bekleyişin ardından gelen haber, umduğum gibi değildi. Projem onaylanmamıştı. Başvurum geçerli değil. Bu kadar mı? O kadar emek verdim, o kadar çok düşündüm, tartıştım, yazdım ve sonunda o büyük hayal kırıklığı! Ne kadar hüsrana uğradığımı anlatamam. Hayal kırıklığı bir yandan bana büyük bir yıkım gibi geldi ama diğer yandan içimdeki bir ses “Bu sadece bir adım, bir yolun sonu değil” dedi. Hani bazen insan düşer, ama asıl önemli olan kalkmak değil mi?
O gün, Kayseri’nin soğuk havasına rağmen içimdeki ısınan umutla, yürütücü olmanın ne demek olduğunu düşündüm. Bazen şartlar, zamanında uygun olmayabiliyor ama bu demek değil ki yola devam edemem.
—
Umudun Peşinden Gitmek
Geceleri çok geç saatlere kadar, bu konuda nasıl bir yol izleyeceğimi düşünüyordum. Her defasında daha fazlasını öğrendim. Projeyi biraz daha derinlemesine araştırmam, belki de daha fazla mentorluk almam gerekirdi. Kayseri’de bu alanda daha önce deneyim sahibi olan birkaç akademisyenle tanıştım ve sohbetlerimizde çok şey öğrendim. Her biri bana aynı şeyi söyledi: “Geriye bakma, sadece ileriye git.”
Ve işte o zaman anladım: Yürütücü olmak için sadece akademik bilgi değil, aynı zamanda insan ilişkileri, vizyon ve sabır da gerekiyor. Belki ben, bu projede ilk başta doğru adımı atamamış olabilirim. Ama bu hayal kırıklığı, bana geriye bakmadan devam etmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
—
Sonuç
Bir süre sonra başvurduğum projemin yeni bir versiyonunu hazırlamaya başladım. Şartlar değişmişti, zaman durmuş gibi hissediyordum ama içimdeki inanç hiç kaybolmadı. Kayseri’de bazen yalnız, bazen kalabalık gecelerde düşündüm: “Gerçekten yürütücü olabilecek miyim?” Evet, belki de bu sorunun yanıtını bir süre beklemek zorunda kalacağım. Ama biliyorum ki, sabır ve azimle, her şeyin üstesinden gelebilirim.
Yürütücü olmak, sadece bilimsel bir unvan değil. O, bir vizyon, bir inanç, bir tutku. Kayseri’nin o serin akşamlarında, şehrin sokaklarında yürürken, bir gün bu yolda yürütücü olarak adım atacağım günü hayal ediyorum. O günü, o anı bekliyorum…